Bugün yeniden bir hayalin peşine düşmek için güzel bir gündü. Seni bilmem ama ben yine bi kuvvet umutlandım yaşamak olayına. Sahip olduğum ve olmadığım her şey bir yana senin o güzel kalbin bir yana Kuzey Yıldızı
Bir bulutu özlemek kadar saçmaydı belki senin için fakat kimbilir hayatın kendisi bu da olabilir. (291119)

Hesap Yapıyorum

Sana çok uzak bir yerdeyim. Nereden mi biliyorum? Bu başka bir şey…

Bana yazılar yazdıran bir yağmur var. Serinletmek yerine daha çok yakan içimi, ciğerlerimi… Hissediyorum ama çok uzaktasın, çok uzağındayım. Hayatımın bir gününde bu durum değişir mi bilmem? Artık merak etmeyi istemiyorum.

Yorulmayı annemin çatılan kaşları sanırdım. Annemin çatılan kaşlarını özlemek istemezdim. Bir de kabullenmeyi… Yalnızlığı, yokluğu, hayat dair, kendine dair kötü olan ne varsa kabullenmeyi hiç istemezdim. Diyorlar ya ‘kendinle barışmak’ diye. Hep sürsün isterdim kendimle olan asil kavgam. Ve dahi haketmek lazım ama değil mi? Sadece zaferleri değil kavgaları da…

Dalgalarla savrulan gemiyi karaya ulaştırmayı değil belki ama okyanusa doymayı haketmek lazım. Bense çınarlar görüyorum yolumun üzerinde. Hiçbirinin gölgesi düşmüyor ama üzerime. Yolumda çınarlar var, ulu, yüce, dik başlı çınarlar. Göğe uzanıyor dalları, bana kalan kuruyup dökülen yaprakları…

Başımdan kurtulmam lazım, delilere billur köşk olan başımı kesip atabilmeliyim. Yalnızlığımdan kurtulmam lazım, buruşturup bir konteynıra usulca bırakmam. Yürüyeceksem ve hatta koşacaksam…

Bunlar hep lazım.

person swimming in the sea

“Bu akşam ölürüm beni kimse tutmaz.

Tutmak istemez. Ölüm içimin tek ilacı, bu mutlu son hepimizin ihtiyacı.”

Bakmayın öyle. Bu akşam da her akşam olduğu gibi, bi yerlerde, pek çok şehrin ışıksız kuytularında birileri ölüyor. Yaşamaya devam edenler yani biz kimseyi tutamıyor değiliz. Tumak istemiyoruz. Üstelik bu gerçekle devam ediyoruz hayata…

Bilmiyorum

bi düşün, belirsiz hatları üzerinde huzuru kovalarken, ayağı kayan küçük kızın hikayesini dinlemişken, hala umut edebilir miydim güzel şeylerin bizi bulacağını ?

bi başınalığına anlam arayan gözü yaşlı çocuklarla paylaştığımız bu yeryüzünde, ne kadar ferahlardı içim, bakmakla gökyüzüne ?

bilmiyorum kanmak kolaydı yalanlarına cüssesi irilerin, peki hakkı nasıl ödenirdi o zaman bedeni ölü, ruhu dirilerin?

Seninle

Bu gece,
En uzun geceden sonraki,
Bir gece…
Yumuşacık kar soğuğunun seni, beni kuşattığı
Bir ruhun kokusunun içime dolduğu bir gece
Ankara’da demişler benim için.
Yalandır, sen bilirsin.
Olmak istediğimden uzakta,
Kendimi kaybetmişliğim…
Şuurumu yitirmek pahasına,
Ardından gelmek için,
Bir yerlerdeyim işte.
Herkesten uzak sana yakın,
Ruhunun kıyında belki…
‘Bulamazsınız beni siz.’ diyesim var
‘Bulamazsınız bizi anlamadıkça!’ diye
Haykırasım var, ama duymazlar.
Haykırmıyorum o sebeple.
Nerede olduğuma gelince…
O soğuğun içindeyim ben
Toprağın altında bir yerde,
Seninleyim.

251218